7 Ocak 2014 Salı

DERENİN ÜZERİNE YAPILAN KAÇAK ÇARŞI !

Bir kaç yıl önce, Gökçeadalıların şaşkın bakışları arasında, şehir merkezinin girişinde derenin üzerinde bir inşaat başladı. Ve kısa süre içinde şimdi bazılarının "kuleli çarşı" dedikleri bir dükkanlar kompleksi zuhur etti.

Sonra duyuldu ki, Belediyemiz "yap işlet devret" yolu ile yaptırmıştı bu binayı.

Bu binayla ilgili bir çok sorusu var Gökçeadalıların, biz aracı olalım ve Belediye başkanımıza yöneltelim sorularımızı :

1. Dereler ve dere yatakları plajlarla aynı hükümde, satılamaz ve kiralanamaz ve yapılaşma yapılamaz hazine arazileri olduklarına göre : Bu binanın yapıldığı parsel hangisidir ?

2. Dere yatağı üzerine bina yapılması, sel ya da yıkım tehlikesi doğurabilir mi ? Bu konudan DSİ'den resmi görüş ve izin alındı mı ?

3. Bu bina, arka kısmında bulunan binaların ana cadde ile olan ilişkisini kesmiştir. Bu durumda o binaların sahipleri yargıya başvurursa bu binanın imar dışı olması nedeniyle yıkılması gündeme gelebilir mi ?

3. Bu binanın yapılması için açılan ihale ne şekilde duyuruldu, kaç firma katıldı, muammen bedel ne idi ? İhale nasıl sonuçlandı ?

4. Bu binanın sahip olduğu mimari "stil" adanın mimari dokusuyla ilgisizdir. Gökçeada Belediyesi gökçeadayı bir marka yapmaya çalışırken, Gökçeadanın taş binalardan oluşan doğal mimarisine özen gösterdiğini Sait Halim Ergör çarşısında göstermişti. Öyleyse, bu binanın adayla ilgisiz, yapıştırma gibi duran tarzına neden izin verilmiştir ? Binanın mimari projesi için bi yarışma açılmış mıdır ? Mimariyi kim kararlaştırmıştır ? Yüklenici firmanın keyfine mi bırakılmıştır ?

5. Bu binayı yaparken Belediyemizin amacı gelir elde etmek midir ? Belediyemizin bu binadan ancak on yıl sonra gelir elde etmeye başlayacağı düşünülürse bu bina neden yapılmıştır ?

6. Konu açılmışken, Belediyenin halihazırda kirada bulunan dükkan ve otellerinden rayiç bedellerde kira almıyor oluşu nasıl açıklanabilir ? Belediyenin kaç dükkanı vardır ve bunlardan ne kadar kira geliri elde etmektedir, kira tahsilatları yapılmakta mıdır ?

ADA KARGASINDAN BÜYÜK HİZMET !

ADA KARGASINDAN BÜYÜK HİZMET !

GÖKÇEADALILARIN AKILLARINI SÜREKLİ KURCALAYAN SORUNUN YANITINI BULDUK.

Gökçeada'da herşey değişir fakat değişmeyen "elektirik kesintisidir". Yaz ve kış demeden, ama en çok da kışları, haftanın her günü ama en çok da Pazar günleri sık sık elektirikler kesilir. Şansı olup belediye anonsunu duyanların haberi vardır, haberi olmayanlar da garipsemez çünkü bu bir olağan durumdur Gökçeadada.

Öyle olağandır ki, sanki ülkenin her yerinde böyledir. Sanki elektirik böyle nazlı bişeydir, canı ister gelir ister gelmez.

Gökçeadalı da sormaz bu yüzden, yahu oyun mu oynuyorsunuz ? Üç yüz yıllık teknoloji bu elektrik dediğimiz şey, üç yüz yıllık teknolojiyi bile işler durumda tutamıyorsanız o koltuklarda niye oturuyorsunuz ? diye.

Gökçeadalı soru sormamaya, hesap sormamaya, talep etmemeye alıştırılmıştır sanki. Koyun yerine kona kona bunu kanıksamıştır sanki.

Elektrik İdaresi yetkilileri uyduruk bi neden atar ortaya, "bakım çalışmamız " var diye. Kimse sormaz mı? : " Çağdaş dünyada da elekrik hattı bakımları yapılırken saatlerce elektriksiz mi kalıyor kentler ? Mesela alternatif besleme güzergahları neden yok ? Ya da niye bu kadar çok bakım gerekiyor, hatların kalitesi neden arttırılmıyor ?

İŞTE BÜYÜK HİZMET :

Gökçeadalılar yerine biz araştırdık ve bulduk. Meğer elektrik kesintileri son derece ulvi bir amaca hizmet etmekteymiş. Kasıtlı olarak yapılıyormuş. Malumunuz bu ada dünyanın ilk Citta Slow adası. Kafa kafaya veren idarecilerimiz düşünmüş ve böyle bir güzellik yapmaya karar vermişler. Her Pazar elektrikleri keselim. Böylece esnafların, atölyelerin işleri yavaşlasın ki komşu esnaflarla bi tavla atmaya vakitleri olsun. Evlerde klimalar, sobalar, kaloriferler çalışmasın üşüyen insanlar birbirine yaklaşsın. TVler, bilgisayarlar çalışmasın ki insanlar birlikte vakit geçirsinler. Sözün kısası Elektrik kesik diye sinirlenmeyi bi tarafa bırakın, gülümseyin ve bir kitap okuyun, ya da ailenizle gezmeye çıkın, ya da komşunuzla bi tavla atın.

ADA KARGASI GÖKÇEADA BELEDİYESİ İÇİN PROJE GELİŞTİRDİ.

ADA KARGASI GÖKÇEADA BELEDİYESİ İÇİN PROJE GELİŞTİRDİ.

Bazı izleyicilerimizin "Neden sürekli Belediye ile uğraşıyorsunuz ? Biraz da PTT ile falan uğraşın." türünden sitemlerini ciddiye aldık ve Belediye idaresine karşı olumsuz tavrımızı bir yana bırakarak, Belediyemiz için bir proje geliştirdik.

Biliyorsunuz "doğal dokusu", "geleneksel mimarisi" ve Citta Slow oluşu ile "marka" yapılmaya uğraşılan adamıza gelen misafirlerimizi şehrin girişinde, yolun sağ tarafında kondurulmuş bir beton santrali kucaklıyor.

Nasıl oluyor da oluyor ? Misal peynir imalathanesi yapmak isteyen üreticiye bile Belediye şehir içinde üretim izni vermezken, koca beton santrali şehrin tepesine dikiliyor. Gizemli adamızın bütün gizemleri gibi bunu da bilen yok.

Sadece bir laf dolanıyor ortalıkta "geçici" diye. Dört yıldır geçmeyen bu geçiciliğe şapka çıkarıyoruz.

Ve Belediyemizi bu beton santralinin haşmetinden yararlanmaya çağırıyoruz. İşte projemiz : Kocaman bir hoşgeldiniz tabelası yaptırılsın ve santral siloları üzerine monte edilsin. Böylece gelen misafirlerimize, Gökçeadanın geleneksel mimarisi ve doğal dokusu üzerine büyük bir hızla beton boca etmekte olduğumuzu kısa yoldan anlatmış olur, onların şehri gezerken "bu taş binaların arasında bu çirkin üç dört katlı beton binaların ne işi var ?" , "Bu güzelim ovanın ortasında beş altı katlı binalar niye dikilmiş ?" "Bu otel kaç katlı sayamadık ?" türünden sorularına muhatap olmayız.

GÖKÇEADA'DA LAĞIMIN DENİZE AKMASI AYIPTIR !

GÖKÇEADA'DA LAĞIMIN DENİZE AKMASI AYIPTIR !

Gökçedanın en önemli alt yapı sorunlarından biri kanalizayon sistemidir.

Gökçeadanın kanalizasyonu Kaleköyden denize deşarj edilmektedir.

Kısa süre önce mendirek içindeki patlak nedeniyle deşarj hattı onarılmıştır.

Ancak, bu onarım sırasında bilimsel gerçekler göz önüne alınmadığı, sadece gözümüzden uzaklaşssın yeter diye bakıldığı için hat yeterince uzağa ve derine götürülmemiştir.

Bu nedenle atıkların basınç etkisi ile fiziksel imhası ve karadan uzaklaşması temin edilememiştir, atıklar akıntı ve dalgalarla kıyıya gelmeye devam etmektedir.

Gerçek çözüm ise bir arıtma tesisi yapımıdır. Nüfusu son derece sınırlı olan, sanayi tesisi olmayan, turizm tesisleri büyük kapasitelerde olmayan ilçemizde bir arıtma tesisi kurulması büyük bir güçlük arzetmemektedir.

Diğer yandan, Aşağı Kaleköyün kanalizasyon sistemi mühendislik olarak hatalı yapıldığından, özellikle yağmurlu mevsimlerde taşmakta ve bölgeyi haftalarca lağım suları içinde bırakmaktadır.

Alayın kanalizasyon sistemi de arızalı olduğu için işlememekte, lağım suları vidanjörlerle taşınmaktadır.

Yeni konut yapılan alanların kanalizasyonlarının da planlanarak kanalizasyon sisteminin yenilenmesi ve bir arıtma tesisi yapılması acil önemdedir.

Gökçeadanın merkeze en yakın kumsalının kullanılamaz durumda olması büyük ayıptır.

Bizim sorularımızı sevmiyor olsa da biz Belediye Başkanımıza sormadan edemeyeceğiz :

7 yıldır o koltukta oturuyorsunuz, arkanızda da iktidarın gücü var, adada elli milyar liraya yakın para kullanıssız limanlara ve hatalı mendireklere harcanabilirken, en temel alt yapı sorunları neden çözülememiştir ?

2 Ocak 2014 Perşembe

SESİMİZE SES VER !



Yeniden başlıyoruz, yenilmeyeceğiz. İlke ve yaklaşımlarımızı anlatmıştık bir kez daha kayıt düşelim buraya :

1. Ada Kargası Gökçeadalıları koyun yerine koyan, adayı malı gibi gören, bilgi vermeyen, hesap vermeyen, kapalı kapılar arkasında iş gören İdarecilere karşı adalıların "böyle olmaz" itirazının SESİDİR. 


2. Gökçeadada yolsuzlukları, kayırmaları, çirkinlikleri herkes bilir. Ancak sadece fısıltıyla dost meclislerinde dile getirebilir. Çünkü adanın iplerini ele geçirmiş olanlar en ufak bir muhalefet ve eleştiriye karşı ellerindeki erki harekete geçirirler. Bilinenler söylenemez. Ve bu nedenle de itirazlar, eleştiriler bir araya gelemez, sesi yükseltilemez. Ada Kargası susturulanların SESİDİR.

3. Ada Kargası Gökçeadanın ve adalıların zenginleşmesine karşı değildir. Ada Kargası Gökçeadanı kalkınmasının vurgunculukla değil vizyon ile, plan ile, uzun vadeli ve sağlıklı yaklaşımlar ile mümkün olacağına inanaların SESİDİR.

Sayfamızı tüm adalılara ve dostlarına öneriniz. Arkadaşlık önerisi gönderiniz.

https://www.facebook.com/pages/Ada-Kargası/647111042001921

GÖKÇEADA BELEDİYESİ MAAŞ ÖDEYEMİYOR !



Gökçeada Belediyesi iki aydır işçilerinin alnının teri olan maaşlarını ödeyemiyor. Belediye yönetiminde şeffaflık olmayınca biz ve tüm adalılar da merak ediyor bazı şeyleri :

1. Gökçeada Belediyesinin ekonomik durumu nedir ? Gelirleri ne kadar, harcamaları ne kadardır ?

2. Kaleköydeki Resort otelin ve yan tarafındaki arazinin satışından elde edilen gelir nedir ? Bu para ne şekilde harcanmıştır ?

3. Belediye son beş yıl içinde ne kadar gayrımenkulunü satmış ve bu parayla neler yapmıştır ?

4. Geçtiğimiz yıl içinde, hiç otobüs seferi olmayan Tepeköy dahil olmak üzere 28 noktaya yapılan otobüs duraklarına kaç lira ödenmiştir ? Tanesine 14 bin lira ödendiği iddiaları doğru mudur ?

5. Belediye binasının yenilenmesine harcanan para ne kadardır ?

6. Belediyeye gelir elde etmek için adanın her yerini yapılaşmaya açmak ve arsa satarak belediye yaşatmak doğru bir yöntem midir ?

7. Adada istihdam yaratacak önlemler almak yerine, belediyeye sürekli işçi almak sonra da maaşlarını ödeyemeyecek duruma düşmek mantıklı mıdır ?

ŞAHİNKAYA ARAZİLERİNDE NELER OLUYOR ?



Bilindiği gibi Belediye Başkanımız Yücel Atalay Şahinkayalıdır.
Ve yine tüm adalıların bildiği gibi, Belediye işi gücü bırakmış, defalarca Ankaraya koşularak, Şahinkaya tarım arazilerine imar getirmek için uğraşmaktadır.

Bizim de kendilerine bazı sorularımız var ?

1. TC Devleti ve hükümetinin televizyonlarda spotlar da yayınlayarak savunduğu doğru bir yaklaşımı var : Tarım alanlarını yapılaşmaya açmamak. Çünkü geçmiş onyıllarda yapılaşmaya açılan tarım alanları, geriye gelmesi imkansız bir zenginliğimizi, toprağımızı yok ediyor.

2. Gökçeada imar çalışması yapılmasına ihtiyaç var ise, Adanın güney kıyılarında Güzelcekoydan başlayıp Kapıkayaya kadar kilometrelerce tarıma elverissiz arazi mevcuttur.

3. Öyleyse neden inatla Şahinkaya arazilerine imar getirilmeye uğraşılıyor ?

4. Belediye başkanı kendisinin ve akrabalarının arazileri olan bir alanda emlak rantı yaratmak için devlet ve hükümet politikalarını bile delmeye çalışacak ölçüde çaba göstermesinin gerekçesini açıklasın ?

5. Bu imar çalışmalarının yapılabilmesi için oradaki arazi sahiplerinin ödemesi gereken ciddi bir meblag tutan paranın belediye bütçesinden ödendiği ya da ödenmesinin planlandığı söylentileri doğru mudur ?

6. Henüz ortada imar gelmiş bir alan bile yokken. Bir tek konut ve arsa yokken boş tarlalara İçme suyu şebekesi çekilmiştir. Bu şebeke kim tarafından nasıl finanse edilmiştir ? Belediye işçileri çalışmış mıdır ?

7. Yine boş tarlalara şehir cereyanı vermek üzere devasa bir trafo konulmuştur ? Bu trafoyu kim finanse etmiştir ?

Soru sormak Gökçeadalıların hakkıdır. Yanıt vermek yerine tepki gösterilmesi ise birşeylerin gizlendiği düşüncemizi güçlendirmektedir.